Çin-Sinovac aşısıyla ilgili sorunlar Şimdiye kadar Sinovac aşısıyla ilgili iki yazı yazdım. Bu yazılarda Sinovac firmasına ve Çin’e karşı milliyetçi, tepeden bakan görüşlere karşı somut durumu göstermeyi hedefledim. İlkinde (Çin-Sinovac aşısıyla ilgili gerçekler, 13 Aralık 2020) firma ve ürettiği aşıyla ilgili gerçeklere yer verdim. Aşının faz-1/2 çalışmasındaki araştırma deseninin çok güçlü olduğunu, bunun aşı adayına güven duymamızı gerektirdiğini vurgulayarak, karar için faz-3’ün beklenmesini önerdim. İkincisinde ise (Çin-Sinovac aşısını yaptıracak mıyız? 25 Aralık 2020) henüz Sinovac firması faz-3 ara dönem sonuçlarını açıklamamışken ve Türkiye’deki gönüllü grubunda henüz asgari vaka sayısına bile ulaşılmamışken Sağlık Bakanlığı’nın koruyuculuk oranını %91 olarak vermesinin yanlış olduğunu, bu tutumun ne olursa olsun aşının yaygın uygulamasına başlamak konusundaki ısrarın göstergesi olarak okunabileceğini ve ayrıca Sinovac firmasını zor duruma sokarak aşıyla ilgili tere...
SALGIN
Kamucu sağlık sistemi nedir? Kamucu sağlık sisteminde özel sağlık kuruluşlarının yeri var mıdır? Bir sağlık sistemi hizmet üretimi ve hizmetin finansmanı olarak iki bileşenden oluşur. Kamucu sağlık sistemi bu iki bileşenin tümüyle kamunun elinde olduğu sistemi tanımlar. ***** Hizmet üretimi (hastaneler, birinci basamak kurumları, dispanserler, sağlık merkezleri, poliklinikler, vb ve sağlık personeli) ile hizmetin finansmanı (bir şekilde toplumdan alınan ve harcanan para) kamusal olduğu ve özel üretim ve finansman seçenekleri tümüyle dışlandığı taktirde, ancak bu durumda kamucu sağlık sisteminden söz edebiliriz. Eğer hizmet üreten kamuya ait bir sağlık kurumunun içinde, özel bir şirketten kiralanmış bir cihaz, taşeron şirketin çalıştırdığı bir işçi varsa, kurumda hekimler para karşılığı muayene, ameliyat yapıyorsa; o kurum kamu kurumu olmaktan çıkar. Sağlık sistemi içinde herhangi bir özel sağlık kurumu (özel hastane, özel muayenehane, özel laboratuvar, özel poliklinik…) bulunuy...
1 Mart 2021 kademeli normalleşme kararlarına toplu bakış Hükümet vaka sayısının artışta olduğu bir dönemde mecburen "kademeli" dediği "normalleşme" kararı almak zorunda kaldı. Zorunda kaldı, zira esnafın büyük bir basıncı altındaydı, üstelik turizm mevsimi yaklaşıyordu. Açıklanan kararlar yine bilim dışı bir yaklaşımı sergiliyor: 1-Salgının izleme kriteri yanlış. Ülkemizde test vatandaşın talebine göre yapılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın vaka bulmaya yönelik bir test stratejisi yok. Artık yakın temaslılara bile test yapılmıyor. Bu nedenle günlük test sayısı ciddi dalgalanmalar gösterdiği gibi son zamanlarda düzenli bir azalma içinde. Büyük ihtimalle test sayılarında iller arasında da önemli farklılıklar var. Dolayısıyla salgının seyrini hastalık hızı (vaka/nüfus) kriteri üzerinden izlemek yanlış. Zira test sayısı azaldıkça vaka sayısı da azalıyor, arttıkça da artıyor. Bu nedenle uygun kriter vaka/test oranıdır. Hastalık hızıyla salgın politikası belirlemek yanlışt...
Yorumlar
Yorum Gönder